Yrd. Doç Dr. Oğuzkan Bölükbaşı
Kalite uzun bir yolculuktur. Yola çıkanların sabırlı, dirençli ve inançlı olması gerekir. Bu yolculuk kaliteyi bulmak, kaliteye ulaşmak ve daha üst kalite için yolculuğu sürdürmek demektir. Her şeyin bir kalitesi vardır. Asıl olan, evrensel üst kaliteye ulaşmaktır. Bunun için ana kaynağımız insan kalitesidir, insandır.
Evrensel üst kalite ne demektir, evrensel üst kaliteye ulaşmış insanın taşıdığı asgari özellikler nelerdir? Evrensel üst kalitenin öğeleri bence, sosyal çevre kalitesi, doğal çevre kalitesidir, evrensel üst kaliteye ulaşan insandaki temel özellikler, sosyal ve doğal çevreyi korumaktır. Bu fikirler bana ait fikirlerdir. Bu konuyu sizlerle tartışmak katkılarınızı almak ve geliştirmek istiyorum. Onbeş yıldır kalite sistemleri ve kavramları ile uğraşan biri olarak kendimi hep yolun başında hissetmişimdir. Aynaya baktığımda kendime sorduğum sabit bir soru vardır,"İSTEDİĞİN İNSAN KARŞINDA DURAN İNSAN MIDIR?" cevabım hep "hayır" olmuştur.
Her insan önce kendinden sorumludur, yanlışlıkları mazeret göstererek yanlışlarına mazeret bulma hakkına sahip değildir. Kalite yolculuğunda mükemmel insana ulaşmanın zorluğu burada ortaya çıkıyor. Bu yolculuk Hacca giden karıncanın yolculuğudur gideceğiniz yere yaşarken varamasanız bile, böyle bir güzel yolda seyahat etmek ne kadar güzeldir.
Başkalarında gördüğünüz hataları hiç kendinizin de yaptığını düşünüp kendinizi düzelttiğiniz oldu mu? Bir trafik canavarına sinirlenirken aynı hatayı bir başka yerde siz yapıyor musunuz? Sıraya girmeyip başkalarının önüne geçenlere sinirlenirken ben de böyle yapıyor muyum diye kendinize sordunuz mu? Böyle sorularla kendinizi sorguluyorsanız kalite yolculuğuna çıkmaya hazırsınız demektir. Bu kişisel sorumluluğunuzun sosyal sorumluluğa doğru yönelmesinin bir ölçütüdür.
Güzel ve yaşanmasına doyum olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Hernekadar bize gösterilenler sinirlerimizin bozulmasına sebep oluyorsa da inancım "güzel insanların güzel atlara binip gitmedikleri" yönündedir. Belki de bu gürültü patırtı içerisinde onların seslerini duyamıyorsunuz. Biraz çaba gösterirseniz onların ne kadar çok olduklarını göreceksiniz. Ben bu çabayı gösteriyorum ve onlara her yerde rastlıyorum. Onlar gazetelerde, televizyonlarda pek fazla görünmüyorlar, televole, "azzz sonra" sansasyonlarına takılmıyorlar dikkatle baktığınızda yanıbaşınızda oluyorlar. Tek eksiklikleri seslerini duyurmak için çaba göstermemeleridir diyebilirim. Belki de kişisel kalite yolculuğundan toplumsal kalite yolculuğu aşamasına geçmediler henüz.
Şair "sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" demişti şimdi yanmaya yok olmaya gerek yok kendi ışığını ver veya bir ışık kaynağının ışığını yansıt ya güneş ol ya da yıldız veya ay karanlıkları aydınlatmak için.
Dün daha güzeldi her şey bozuldu demek bence yanlış bir düşünce ve yargılama şekli. Teknoloji tarih boyunca sosyal yapıyı değiştirmiştir ve değiştirmeye devam etmektedir,kalabalık aileden çekirdek aileye ve şimdilerde aynı evde yalnız yaşayan aileye geçiş hep bu teknolojik değişimin eseridir. Buna pek karşı koyamıyoruz. İnsana ve kalite anlayışının insana yaraşır hale gelmesine çalışmak bu yüzden daha önemli hale geldi. Kalite yolcularının işi daha da zorlaştı fakat daha zevkli hale geldi. Çünkü her şey daha güzel olacak, çünkü "en güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız." "Biz buna mecburuz".
Daha güzel araba, daha güzel ev, daha güzel uçak kalite için yetmez, DAHA GÜZEL İNSAN için yola çıkmaya hazır mısınız?
Haydi, gelin bildiklerimizi bölüşelim.
Saygılarımla,